17 Ekim 2013 Perşembe

Hayat öğretir size yavaş yavaş.

Kızıyorum bazen… Öfkeyle tekmeler savuruyorum sağa sola ve sonra da pişman oluyorum; kırılacak ve ben bir daha tamir edemeyeceğim diye… Konuşmaya bile korkuyorum bazen yanlış anlaşılırım diye… Biliyorum çünkü o kırılganlığı… Bir zamanlar sol yanımda benzer bir köşk taşıyordum, trabzanları altından, basamakları da kendi gibi camdan… Çok büyük savaşlar yapıldı içerisinde ve çok büyük kayıplar verildi… Orta yerinden çatladı kalbim, 7 katından 4ü bir daha hiç kullanılamayacak hale geldi, kendimde tamir edecek gücü bulamadım hiçbir zaman ve kimselere de el sürdürtmedim güvenemediğimden… “Söz konusu kendi kalbi olunca cimri” dediler benim için hep, oysa sadece kırılmıştım ve yeni bir kırığı daha kaldıracak gücü yoktu kalbimin…

Bu yüzden hep parmak uçlarımda dolaştım O’nun kalbinin odalarında; o kırılmasın, kırılan parçalar içine batıp gözlerinde yaşa sebep olmasın diye… O kadar sessizdim ki içinde bazen orada olduğumu hatırlamakta güçlük çektiği bile oldu, sırf bir savaş ortamı yaratmamak için ses çıkarmadım yine de… Belki O’nun kırık bir kalple yaşayacak gücü yoktur diye… Suskunluğum, dikkatli davranışlarım, sakin kalışlarım en büyük kusurum ve en büyük suçum oldu her zaman. İnsanın başına her ne gelirse iyi niyetinden geliyormuş, böyle öğrendim ne yazık… 

Öğreniyosunuz her şeyi zamanla. Daha çok şey öğreneceksiniz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder